Toplumsal yaşamı anlamaya çalışırken en küçük görünen pratiklerin bile aslında büyük bir yapısal örgüyü açığa çıkardığını fark etmek kaçınılmazdır. Bir kentte düzenlenen bir festival, yalnızca eğlence ya da tüketim anı değildir; aynı zamanda hafızanın, göçün, sınıfsal konumların ve kültürel aidiyetlerin kesiştiği bir sahnedir. Ankara Hamsi Festivali de tam olarak bu türden bir kesişim noktası olarak okunabilir. Soğuk bir kış gününde, Karadeniz kültürünün başkentte yeniden üretildiği bu etkinlik, yalnızca hamsi etrafında kurulan bir gastronomi şöleni değil; aynı zamanda toplumsal ilişkilerin görünür olduğu bir sosyal laboratuvar gibidir. Ankara Hamsi Festivali ne zaman ve neyi ifade eder? Bu içerikte Ankara Hamsi Festivali ne…
Yorum Bırakdekasya.com.tr Yazılar
Bizimkiler dizisinde Cafer kaç yaşında? ve zamanın hafızası üzerine düşünmek Sizin İçin Seçtik: Ari kovani nasıl yazılır ? Türkiye televizyon tarihinin en uzun soluklu yapımlarından biri olan Bizimkiler, sadece bir apartman komedisi değil; aynı zamanda bir dönemin sosyal hafızası gibi çalışıyor. Bugün “Bizimkiler dizisinde Cafer kaç yaşında?” sorusu ilk bakışta basit bir merak gibi duruyor ama aslında işin içinde daha derin bir mesele var: karakterlerin zamanla kurduğu ilişki, bizim onları nasıl hatırladığımız ve yıllar geçtikçe bu hafızanın nasıl yeniden şekillendiği. Bir apartman görevlisi olan Cafer karakteri, dizinin en akılda kalan yüzlerinden biri. Onu düşündüğümde sadece bir yaş değil, bir dönemin…
Yorum BırakKelimelerin Dönüştürücü Gücü ve 333 Ayar Altın Üzerine Edebi Bir Düşünme Biçimi Kelimeler, yalnızca anlam taşıyan işaretler değildir; aynı zamanda insan zihninin derinliklerinde yankılanan, zamanı büken, hafızayı yeniden kuran ve gerçeği sürekli olarak yeniden biçimlendiren canlı varlıklardır. Bir anlatı, kimi zaman bir kuyumcunun tezgâhında şekillenen metal kadar somut, kimi zaman da bir rüyanın buharı kadar uçucudur. 333 ayar altın kavramı da tam bu sınırda durur: hem maddi bir ölçü hem de anlatı dünyasında çözümlenebilecek güçlü bir metafor. Altının ayarı, onun saflığına dair teknik bir ölçü gibi görünse de, edebiyat açısından bakıldığında bu ölçü, insanın hakikatle kurduğu ilişkinin kırılganlığını temsil eder.…
Yorum BırakDemir eksikliği ilacından sonra süt içilir mi? sorusunu ilk kez ne zaman ciddiye aldım Ankara’da sabahları metroya binip Kızılay tarafına doğru aktığım günlerden biriydi. Hava gri, insanlar yarı uykulu, herkes kendi içine çekilmiş… Ben de o dönem işe yeni başlamışım, veri analiziyle uğraşıyorum. Ekran başında saatler geçiyor, kahveyle ayakta kalmaya çalışıyorum. Bir yandan da doktorun verdiği demir ilacını düzenli kullanmam gerekiyor. İlk haftalarda şunu fark ettim: ilacı aldıktan sonra “sütlü kahve” içme alışkanlığım var. Evden çıkmadan önce hızlıca bir bardak sütlü kahve içip tableti yutuyorum. Sonra da gün boyu “neden bu kadar halsizim?” diye kendime soruyorum. İşte o gün, kantinde…
Yorum BırakMerhaba değerli ziyaretçiler, Dekasya sayfasında Pişen yemek kaç günde tüketilmeli konusunu masaya yatırıyoruz. Görünmeyen Zamanın Metni: Pişen Yemeğin Edebî Ömrü Üzerine Bir Okuma İnsanlık tarihi boyunca kelimeler yalnızca anlatmak için değil, aynı zamanda dönüştürmek için var oldu. Bir yemeğin pişmesiyle başlayan süreç de, tıpkı bir romanın ilk cümlesi gibi, geri dönüşsüz bir akışa işaret eder. Pişen yemek artık ham değildir; artık başka bir zamana aittir. Tıpkı yazılmış bir metnin, yazıldığı andan itibaren kendi kaderini yaşamaya başlaması gibi. Bu bağlamda “Pişen yemek kaç günde tüketilmeli?” sorusu yalnızca gastronomik bir mesele değil, aynı zamanda bir anlatı sorunudur: Zaman, bozulma ve anlamın dönüşümü.…
Yorum BırakOlumsuz Yargı Ne Anlama Gelir? Bugün Dekasya sayfasında “Olumsuz yargı ne anlama gelir” üzerine hazırladığımız içeriği sizlerle buluşturuyoruz. Çocukken hatırlıyorum; annem pazardan gelirken yanındaki komşu teyzeyle konuşur, ben de kulak misafiri olurdum. Teyze sürekli “Ah bu gençler artık hep tembel” derdi. O zamanlar bunu pek önemsemezdim, ama yıllar içinde fark ettim ki bu, basit bir cümle değil; bir olumsuz yargının günlük hayattaki en sade hâliydi. Olumsuz yargı ne anlama gelir? Basitçe söylemek gerekirse, bir kişi, grup ya da olay hakkında olumsuz, yargılayıcı ve çoğu zaman subjektif düşünceleri ifade etme biçimidir. Yani bir tür zihinsel damga: “Bu böyle, bu kötüdür, bu…
Yorum BırakRenk Kodlarının Ötesinde Bir Öğrenme Deneyimi: Colormax 7.73 Ne Anlatır? İnsan zihni, anlamlandırdığı her yeni bilgiyle birlikte kendini yeniden kurar. Bir saç boyası numarası, ilk bakışta yalnızca teknik bir kod gibi görünür; ancak o kodun arkasında renk bilimi, kültürel algılar, estetik tercihler ve hatta öğrenme süreçlerini şekillendiren bilişsel mekanizmalar vardır. Colormax 7.73 ifadesi de tam olarak böyle bir noktada durur: basit bir kozmetik ürün kodu olmaktan çok, öğrenmenin nasıl çok katmanlı bir deneyim olduğuna dair küçük bir pencere açar. Colormax 7.73 hangi renktir? Renk numaralandırma sistemlerinde ilk rakam genellikle ana tonu ifade eder. “7” seviyesi, çoğu uluslararası saç boyası ölçeğinde…
Yorum BırakSevgili okurlar, Dekasya ekibi olarak bugün “Bakır çağında neler oldu” konusunu sizlerle paylaşmaktan heyecan duyuyoruz. “Bakır çağında neler oldu” hakkındaki meraklarınızı giderebildiysek ne mutlu bize. Dekasya ailesi olarak her zaman yanınızdayız! Bakır Çağında Neler Oldu? İnsanlık Tarihinin İlk Dönüşümü Ankara’da büyüyen bir genç olarak tarih kitaplarını her zaman merakla karıştırmışımdır. Çocukken babamla Atatürk Orman Çiftliği’nde dolaşırken, köylerden gelen bakır işçilerini izlerdim; ellerindeki maden parlatıcı aletler, yüzlerindeki yorgun ama gururlu ifade aklımdan hiç çıkmadı. İşte o anlardan itibaren bakırın insanlık tarihindeki rolü hep ilgimi çekti. Bakır Çağında neler oldu? sorusu da tam bu noktada anlam kazanıyor; çünkü insanlık ilk defa madenle…
Yorum BırakGiriş: Kesede Görünürlük ve İnsan Deneyimi Merhaba değerli ziyaretçiler, Dekasya sayfasında 7 haftalık bir bebek kesede görünür mü konusunu masaya yatırıyoruz. Bir düşünceyle başlayalım: Eğer bir bebek henüz yedi haftalıkken kesede görünürse, bu yalnızca tıbbi bir durum mu, yoksa insan algısının sınırlarını zorlayan bir fenomen mi? Bu soru, felsefeyi salt teorik bir disiplin olmaktan çıkarıp, doğrudan yaşamın merkezine yerleştirir. Epistemolojiden ontolojiye, etik tartışmalardan bilgi kuramına kadar pek çok felsefi alan, bu basit gibi görünen soruyu karmaşık bir düşünce deneyine dönüştürebilir. İnsan varoluşu ve bilgisi üzerine düşünmek, bazen en sıradan sorularda bile derin anlamlar keşfetmemizi sağlar. Bu yazıda “7 haftalık bir…
Yorum Bırak“39 Derecede Aşk” Filminin Çekim Mekânları ve Sosyolojik Perspektif Bazen bir filmi izlerken sadece hikâyeyi değil, mekanın kendisini de hissedersiniz. İzleyici olarak fark etmesek de, çekim mekânları toplumsal ilişkilerin, kültürel kodların ve güç dengelerinin görünür hâle geldiği alanlardır. “39 Derecede Aşk” filmi de bu anlamda bir örnek. Peki, bu filmin çekimleri nerede gerçekleştirildi ve mekânlar toplumsal yapıyı nasıl yansıtıyor? Bu yazıda, izleyiciyi doğrudan filmin fiziksel mekânlarına ve o mekânların sosyolojik anlamlarına davet eden bir anlatımla başlayalım. Filmin büyük ölçüde İstanbul ve çevresinde çekildiği bilinmektedir. Özellikle İstanbul’un farklı semtlerindeki mekânlar, şehir hayatının çok katmanlı yapısını ve bireylerin günlük yaşam pratiklerini görselleştirir.…
Yorum Bırak